301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
26 Eylül 2013 - Perşembe 15:32
 
İslâm'da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmanın Önemi
 
 

İslâm, kendisini yalnızca insanın manevî kurtuluşuyla sınırlayan bir din değil aynı zamanda kişinin manevi kurtuluşunu dünyevî durum ile irtibatlandıran bir dindir. Bunun en güzel örneğini, inanç ve davranış biçimleriyle insanlığa yegâne model oluşturan Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hayatında görüyoruz. O’nun, Medîne’ye hicretten sonra kurduğu ilk yapı cami, diğeri ise çarşıdır. Bunların biri İslâm’ın ahiret boyutuna işaret ederken, diğeri ise, dünya boyutuna işaret etmektedir. Bu açıdan İslâm önce insana, kendi ayakları üzerinde durmasını öğretir. İnsanı, çalışma ve üretime teşvik eder.

İslâm’a göre insanın görevleri olduğu kadar hakları da vardır. Hatta görevler haklardan önce gelir. Çünkü bir insanın hakkı, aslında diğer insanların üzerindeki görevidir. İnsanlar görevlerine özen göstermeyince haklar da korunamaz olur. Bu sebeple İslâm toplumu, bir çeşit “mükellefler” toplumudur. Bu mükellefiyetlerin başında, toplumun zayıf ve yoksul bırakılmış kitlelerine karşı görevlerimiz gelir.

Çağımızda pek çok insan yoksulluk içerisinde yaşıyor. Dünyada yoksulluk ve açlıkla mücadele eden sivil insani yardım teşkilatları olmasına rağmen çok ciddi anlamda gıda, sağlık ve diğer tabiî ihtiyaçların karşılanmasında büyük mesafeler alındığı da söylenemez. Bugün dünyada her beş insandan birisi yoksuldur. Afrika’dan Latin Amerika ülkelerine, Filistin’den Sudan’a, Moğolistan’dan Arjantin’e, Afganistan’dan Burundi’ye varıncaya kadar milyonlarca insan, inanılmaz derecede açlık ve sefalet içinde yaşamaktadır.

Olaya ülkemiz açısından bakacak olursak, Türkiye nüfusunun üçte biri, yani, 15 milyon insan açlık sınırının altında yaşamaktadır. Bir başka ifade ile, Türkiye’de nüfusun en         yoksul % 10’u gelirin (GSMH’nın) % 2,3’ünü alırken, en zengin % 10’u ise gelirin % 32,3’ünü alıyor. Bu aşağı yukarı 15 milyon insana tekabül etmektedir.

Ayrıca, resmi verilere göre Türkiye’de 3,5 milyon insan işsizdir. Özellikle eğitimli gençlerin % 30’u bu kervana dahildir. Eğitimli genç işsizlik, özellikle kentlerde ciddi bir gerilim kaynağı oluştururken, genç kuşağın geleceğe inancını sarsıyor ve yaşama sevincini azaltıyor, ciddi norm kaymalarına zemin hazırlıyor. Dolayısıyla yoksulluk, birçok alanda kamu harcamalarını kısmaya sebep olurken, güvenlik ve terör gibi bazı alanlara fazla pay ayırmayı zorunlu kılıyor. Ülkemizde GSMH’nın % 2,2’si eğitim harcamalarına; 2,2’si sağlık ve 5,0’ı da askeri harcamalara ayrılması buna bir örnektir. Kalkınmış ülkelerde bu durum çok değişiktir. Örneğin Fransa, millî gelirinin % 6,0’ını eğitime, % 7,3’ünü sağlığa, % 2,7’sini de askerî harcamalara ayırmıştır.

Diğer taraftan yoksulluğun yol açtığı birçok sosyal problemler de vardır. Mesela, bugün büyük bir ekonomik kriz yaşayan Arjantin’de hırsızlık % 6,4, cinsel tâciz % 6,4; Brezilya’da hırsızlık suçu oranı %12,2; cinsel tâciz %7,5’tir. Ayrıca, kalkınmış ülkelerde ölüm ortalama yaşı yüksek iken yoksul ülkelerde bu durum çok düşüktür. İki örnek verelim: Bu durum zengin olan Japonya’da 80,8 iken, yoksul bir ülke olan Uganda’da ise, 43,2’dir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Küreselleşme politikaları, yoksulluğu daha da artırmaktadır. Yoksulluk ve zenginlik eskiden de vardı. Durum, bugünkü kadar yoksulların aleyhine değildi. İnsanlığın, yoksulluk ve onun doğurduğu açlık problemini çözecek düzeyde zenginliği ve imkânları vardır. Burada ortaya çıkan asıl mesele, insana saygı, yardımlaşma ve dayanışma değerlerinin ortadan kalkmaya yüz tutması ve gelir dağılımındaki derin uçurumlar ve adaletsizliklerin var olmasıdır.

Meselâ, dünyada en varlıklı 225 kişinin toplam servetinin % 4’ü ile bütün dünya nüfusunun asgari, gıda, su ve sağlık ihtiyaçları karşılanabilir.

ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde bir yılda sadece parfümler için harcanan toplam para ile dünya nüfusunun gıda problemi önemli ölçüde çözülebilir.
Dünyada silahlanmaya harcanan paranın sadece % 1’i bile, açlık meselesini ortadan kaldırabilir. Bütün bu durumları göz önünde tuttuğumuz takdirde, İslâm’da sosyal dayanışmaya verilen önemin değeri daha çok ortaya çıkmaktadır.

İslâm’da sosyal dayanışmayı kolaylaştırıcı ve meşrûiyetini sağlayıcı bir takım manevî etkenler vardır. Bunların başında “fütüvvet ahlâkı” gelir. Fütüvvet, insanları, dünya ve âhirette kendi nefsine tercih etmek demektir. Bu husus Kur’ân’da şöyle anlatılır:

“Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, yoksul kardeşlerini tercih edip onların ihtiyaçlarına koşarlar. Kim kendi nefsinin cimriliğinden korunursa kurtuluşa ermiştir” (Haşr, 59/9).

Hz. Peygamber (a.s.) da hadislerinde sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı, imanla ilişkilendirir:

“Sizden hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini, din kardeşi için de istemediği müddetçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz” (Müslim, Îmân, 17).

“Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da o kimsenin ihtiyacını giderir” (Tirmizî, Hudûd, 3).

İşte İslâm’da bencilliği, egoizmi ve çıkarcılığı yere seren; karşılıklı sevgi, yardımlaşma ve dayanışma rûh ve ülküsünü teşvik eden anlayışın arka plânında böyle bir öğreti vardır.

Sosyal dayanışmayı sağlayan ana etkenlerden bir diğeri de servet dağılımında adalet ilkesine uygun hareket etmektir. İslâm, servet dağılımında adaletsizliğin bütün sosyal hastalıkların temeli olduğu görüşüyle hareket etmiş ve servetin olabildiğince tüm toplum kesimleri arasında hakkaniyet ölçülerine uygun bir şekilde sarf edilmesine özen göstermiştir. Eğer bir toplumda gelirin % 80’ini % 20’lik bir azınlık paylaşır, gelirin % 20’sini nüfusun % 80’lik bir çoğunluğu paylaşırsa böyle bir toplumda sosyal barış yara alır. Eğer bir ülkede cehalet ve yoksulluk birleşmişse, o ülke her türlü fitne, fesat ve kötülük için hazır, mümbit bir zemin haline gelmiş demektir. İşte İslâm, sosyal barışın zedelenmemesi için, servet temerküzünü önlemiştir. Bölüşümde temel felsefe, adil bir şekilde toplumun tüm fertlerinin servetten yararlanabilmesi esası olmuştur. Şüphesiz servet dağılımında adâlet fikrinin model yapısını oluşturan Kur’ân’daki en önemli âyet şudur: “Öyle ki mallar sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir meta/devlet olmasın” (Haşr, 59/7). Bu sebeple İslâm, zenginlere zekâtı farz kılmıştır.

İslâm’da sosyal dayanışmanın önemli ilkelerinden bir diğeri de insanların eşitliği prensibidir. Bu hususta Yüce Allah insanlara şöyle seslenir: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten ençok sakınanınızdır. Allah bilendir, haberdardır” (Hucurât, 49/13).

İnsanların eşitliği prensibiyle ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ise, hicretin onuncu yılında “Vedâ Hutbesi”nde şöyle buyurmuştur: “Siz hepiniz Âdem’in neslindensiniz. Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arab’ın, Arap olmayanlar üzerinde veya Arap olmayanın Arap karşısında üstünlüğü yoktur. Bu üstünlük ancak Allah’tan korkmakla (takva ile) olur.”

Hz. Peygamber bu hitabesiyle kanun önünde insanların eşitliğini savunmuştur. Şüphesiz bu ilkenin yerleşmesi, üstünün hukuku değil, hukukun üstünlüğünün bir zaferidir. İslâm tarihinde yasalar önünde eşitlikle ilgili birçok örnek uygulamalar mevcuttur. Adâlet mekanizmasının doğru bir şekilde işletildiği toplumlarda buna bağlı olarak sosyal dayanışma güçlenecek, bu yardımlaşmanın tabii bir süreci olarak da sosyal güvenlik sağlanacaktır. Zira bilinmelidir ki, sevinçler paylaşa paylaşa artar, problemler ise, paylaşa paylaşa azalır.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, dünya şunu anlamış olmalı 13 EYLÜL DÜNYAi İLK YARDIMLAŞMA Günü olarak kabül edilmiş bunuda türkiyemizde Türk kızılayı bu görevi üstlenmiştir.ne zaman memleketimizde arızı bir olayın hemen ardından görevi insana hizmet etmek olan kızılay ulaşmakta yaraların sarılması açların doyurulması yoksulların giydirilmesini yine Türk kızılayı yapmaktadır

Unutmayalım ki, manevî fakirliği ortadan kaldırmanın yolu, maddî alanda ortaya çıkan sorunları çözmekten geçmektedir. Beden ve ruhun açlığı dengeli bir şekilde doyurulmayan toplumlarda daha başka problemler ortaya çıkar. Ne mutlu böyle bir tehlikenin farkında olanlara ve ne mutlu çözüme yönelik uygulamalarda görev alan aydınlık yüzlü iman insanlarına!..ne mutlu insana yardım elini uzatanlara ne mutlu türk kızılayında görev alanlara.

 
Etiketler:
Yorumlar
Ordu
Yağışlı
Güncelleme: 12.04.2021
Bugün
- 11°
Salı
- 12°
Çarşamba
- 12°
Ulusal Gazeteler
Ordu

Güncelleme: 12.04.2021
İmsak
04:19
Sabah
05:49
Öğle
12:35
İkindi
16:15
Akşam
19:10
Yatsı
20:35
Arşiv Arama
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
70
0
6
4
22
32
2
Fenerbahçe
63
0
7
6
19
32
3
Galatasaray
62
0
8
5
19
32
4
Trabzonspor
58
0
7
10
16
33
5
Gaziantep FK
50
0
7
11
13
31
6
Alanyaspor
49
0
11
7
14
32
7
Hatayspor
49
0
11
7
14
32
8
Fatih Karagümrük
49
0
10
10
13
33
9
Sivasspor
47
0
7
14
11
32
10
Göztepe
46
0
11
10
12
33
11
Antalyaspor
42
0
9
15
9
33
12
Konyaspor
40
0
12
10
10
32
13
MKE Ankaragücü
36
0
16
6
10
32
14
Çaykur Rizespor
36
0
12
12
8
32
15
Kasımpaşa
35
0
15
8
9
32
16
Yeni Malatyaspor
33
0
12
12
7
31
17
Başakşehir FK
33
0
15
9
8
32
18
Kayserispor
33
0
15
9
8
32
19
Gençlerbirliği
31
0
17
7
8
32
20
BB Erzurumspor
28
0
17
10
6
33
21
Denizlispor
26
0
17
8
6
31
Öne Çıkanlar
Haber Yazılımı